Narlı Olayı: Türkler Uzaylılara Karşı

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Biz Türkler ya da daha geniş bir ifadeyle Türkiye’de yaşayanlar, aslında çok garip insanlarız. Gözümüzle gördüğümüz, elimizle tuttuğumuz şeylere bile inanamayız da hurafeleri baş tacı ederiz. Bu sözüme kimsenin itirazı yoktur sanırım. Yeri gelince uçan kuştan çekinir, en olmadık konulardaysa cesaretin kitabını yazarız. Örnek mi?
Buyurun size bir örnek…  

UZAYLILAR NARLI’DA…
GazeteUşak’a bağlı Eşme’nin Narlı köyünden üç kişi, 1 Haziran günü saat sabahın 7.15’ini gösterirken tütün tarlasına gidiyorlar. Traktörleri aniden duruyor, ne yapsalar ne etseler çalıştıramıyorlar. Derken “jelatinliymiş gibi parlak giysili, kırmızı ayaklı, kafatası büyükçe ve iri eliptik gözlü” uzaylı  görüyor. Garibi “Allah yaratmış!” demeden taşa tutuyorlar. Güler misin ağlar mısın? Uzayda meteor yağmurundan kurtulmuş, Türkiye’de taş yağmuruna tutulmuş… Onun eli armut toplamıyor ya, o da onları taşlamış. Göze göz, dişe diş gibi taşa karşı da taş!.. 

Aşırı septikler merak buyurmasın, olay aynen gerçek… Resmî kayıtlara bakarlarsa bu sözümün teyit edildiğini hatta daha fazlasını da görürler. 

Şahitler yalnız üç kahramanımız değil, çok sayıda insan var. Yaşananlar, Uşak valiliğinde kaymakamlarla diğer üst düzey yöneticilerin de katıldığı toplantılar düzenlenmesine neden olacak kadar ciddi. Anlatılanlarsa önceden yaşanmış birçok olaya uyuyor. Tabii ki karşılıklı taşlama sahneleri hariç!

Robot resim.Anlatılanlar, alınan ifadeler ve valilikçe çizdirilen robot resimden anladığım şu; görüntü salt uzaylı değil. Üzerindeki giysinin dış görünümü…  Evet, üzerinde bir giysi var ve o giysi, uçabilmelerini sağlayan teknolojiyle donatılmış. Kırmızı ayak diye tabir edilen nesneyse elbisenin ayak kısmı…

NARLI’DA NE VAR
Resmî kayıtlar desem, valilik desem, geniş çaplı toplantı desem, çok sayıda şahit de desem  bazılarınız dudak büküp burun kıvıracak, biliyorum. Onu biliyorum da dudak büküp burun kıvırmayanlar olduğundan da haberim var. Amerikalılardan söz ediyorum. Hangi ara Türkiye’ye gelmişler de hangi ara Narlı’ya gidip o fotoğrafları çekmişler. Gerçi Uşak valiliği olayı Nasa’ya haber vermeye karar vermiş ama anlaşılan o ki haber kendilerine gelmeden önce Uşak’a damlamışlar. İlk günkü fotoğrafta uzay aracı ve iki pilot net bir şekilde görünüyor. İkinci gün çekilenlerde bir, üçüncü günün fotoğraflarındaysa yeniden iki pilot görünüyor.

Şimdi size bir soru: Merak ettiniz mi orada ne var ya da ne arıyorlar?
Ünlü Levanten yazarlarımızdan Giovanni Scognamillo “Dünya’mızın Gizli Sahipleri” adlı eserinde, Türkiye’ye yapılan bu ziyaretlerin geçmişte de olduğunu yazar.

UŞAK’TA NE OLABİLECEĞİ ÜZERİNE BİR İNCELEME 
Uşak’ın yersel yapısına baktığımızda genç volkanik kayaçlarla başkalaşıma uğramış volkanik katmanlara rastlarız.  Demir, civa, zımpara, asbest, kaolen, çakıl, kum, mermer, altın, uranyum Uşak’ın yer altı zenginlikleri.
Uzaylı bunları ne yapsın?” dediniz değil mi? 

Çemberi daha da daraltalım ve soralım: “Peki neden Narlı?..”.
Narlı’nın bağlı olduğu ilçe Eşme… Eşme’yse hâlihazırda Türkiye’nin altın çıkarılan en büyük ikinci bölgesi. Çakıl ve kum bakımından da oldukça zengin. Eşme Dere mevkiinde hemen el altında duruyor. Kaolen yatakları da var ama yeterli değil.

Eğer bizim değerinin farkında olamadığımız bir maddeyle ilgilenmiyorlarsa bunlar Eşme’de ne arıyor olabilirler? Benim aklıma hemen kum ve çakılla ilgili bir şeyler geliyor. Gülmeyin! Sakın gülmeyin! Söylediğim doğru olabilir.

BU ADI UNUTMAYIN: REGOLİT
Reha Muhtar gibi “Flaş Flaş Flaş, Az Sonra!” yapıp merakları körükleme niyetim yok. O nedenle hemen konuya giriyorum. Tabii ki, regolit nedir onu anlatacağım. Bilenler ve bu işin uzmanları anlatımımdaki basitlik için beni affetsin. 

Toprak dediğimiz harika oluşuma ve onun içindeki toz, küçük kaya kırıkları gibi tüm materyala regolit diyorlar. Regolitler, milyonlarca yılda oluşuyor. Uzay çalışmalarında alınan örneklerden anlaşıldığına göre, hemen her gezegen ve asteroitte bu karışıma rastlanıyor. Dünya’mızdaki karasal alanların çoğunda var. Bu demektir ki, denizlerin dibinde de olmalı. Yanardağlardan; gaz, toz, kül, taş parçası gibi piroklastik akıntıyla yer üstüne çıkan piroklastik materyal da çökelip ayrışmaya uğradığında bu tanımın içine giriyor. Genelde toz-toprak deyip geçtiğimiz, ıslandığında üzerimize bulaşmasın diye çabaladığımız bu tabakadan muhteşem bir yakıt elde ediliyormuş. Helyum-3…

*Helyum-3, **nükleer füzyon için önemli bir yakıtmış. Dünya’da yalnızca 15.000 kg olduğu tahmin ediliyormuş. Ay’da ise Dünya’dakinin 333.333.33 katı olduğu hesaplanmış. Bu da 5 milyonun üstü demek. Çok daha abartılı rakamları telaffuz edenlere de rastladım. Dünya ile Ay rezervlerinin bu denli farklı olması, atmosfersiz Ay’ın meteorit yağmurlarına açık olması yüzünden. Oradaki regolit tabakası da buna bağlı olarak oldukça derinlere iniyor ve böylece metrelerce kalınlığa ulaşıyormuş. 

Regolit konusuna lafım yok ama Ay’daki ortamda Helyum-3’ün bulunma ihtimali bugünkü bilgilerimize göre şüpheli… Çünkü helyum çok hafif bir element ve buna bağlı olarak da çok hızlı hareket edebiliyor. Ay’ın yerçekim gücü onu tutabilecek güçte değil. Bu nedenle He 3’ün varlığı konusunda fazla iddia taşımamalı. Çünkü He 3 helyumdan da hafif. Tek umut, onunla bileşik yapabilecek ve bileşim gerçekleşince gece gündüz ısı farklarından etkilenmeyip yerinde kalmaya devam edecek yeni bir element ya da herhangi bir nesnenin oluşabilir olması…
O da şimdilik belirsiz. 

Unutmadan söyleyeyim: Yazının bitiminde He 3 ve nükleer füzyonun ne olduğunu kendimce anlattım. Daha önce duymayan Dostlar oradan okuyabilirler.

Evrendi Dünya’ydı derken yolumuz Uşak’a düştü.
Oradan da Ay’a geçtik.
Fena mı oldu? 
Gelecek yazı Ay’a biraz daha bulaşacağım. Ay’a, Nasa’ya ve Dünyalılara…
Bence bu bölüme göre daha ilginç olacak.
Bu arada iplikler de pazara çıkacak.

Tahammül edebilecekleri beklerim. 
Şimdilik saygı, sevgi ve iyilikler dileyerek…

*Helyum-3: Kütle ağırlığı 2 olan soy gaz helyumun, kendisinden
daha hafif olan ve çekirdeğinde iki proton, bir nötron bulunduğu için
kütle ağırlığı 3 olan, oksijenden de hafif izotopudur. Radyoaktif değildir.
**Nükleer Füzyon:
Nükleer tepkimeye giren iki hafif     

elementin birleşip daha ağır bir element oluşturması     
hadisesidir. Bu işlemin sonucunda açığa çıkan enerji     
miktarı çok büyüktür. “Nükleer Kaynaşma ve Çekirdek
Tepkimesi” adlarıyla da anılır.
İzotop: Atom numarası aynı olmasına rağmen çekirdeksel
kütleleri değişik olan atom çekirdeklerinden her biri.

Günay Tulun İsimlik Fotosu-1 Günay Tulun

Sola“Sayfayı çevirmek ya da dilediğiniz herhangi bir sayfaya geçiş yapmak için, bu yazının sol yanında yer alan; [ TÜM KİTAPLAR ] bölümündeki ilgili sayfayı tıklamanız yeterlidir.”